BÖLÜM 4 : Hikayeler Anlatıldı…
Ertesi sabah muhteşem kablolu kulaklıklarıyla şirkette kendi odasına doğru, kulağında Gripin’den Hİkayeler Anlatıldı şarkısı çalan Yaman, elinde iki kahve dolu ve mis gibi kokan kupalarla onu karşılayan Eylül ile göz göze geldi. Kulaklığının birini çıkarıp,
“Günaydın, Aryahan geldi mi?” dedi Yaman beklentiyle Eylül’ün elindeki kupalara çevirdi bakışlarını.
“Gelmedi ve bunların ikiside benim.” dedi sırıtarak Eylül. “Eee evleniyor musun?” diye sordu kahvelerinden birini hüpletirken.
“Evliliği saçma bulduğumu biliyorsun Eylül ve sen bunu nerden çıkardın?”, dedi suratını bişi hatırlamış gibi ekşiterek.
“Siz Aryahan ile kavga etmiş olamazsınız değil mi?” dedi şaşkınca Eylül. O sırada asansörden muhteşem güneş gözlükleri ve harika sırıtışı ile Aryahan çıktı.
“Küs değiliz ben kasvetliyim. Ve lütfen haftaya Eczacıbaşı Spor Kulübü ile olan görüşmemize kadar beni rahatsız etmeyin. Her ikinizde!” dedi Yaman ve emin adımlarla odasına geçti.
“Neyin var biladerim?” dedi Aryahan arkasından.
“İşim var işim!” dedi Yaman ona dönüp ciddiyetin dozunu arttırarak bakarken. Sonra cevap beklemeden dönüp odasına girdi.
“Sizin dünkü maç pek iyi geçmedi anlaşılan. Vermediler mi kızı?” dedi gülerek Eylül kahvesinden bir yudum alırken.
“Aa kahve! Tam aradığım şey!” diyerek Eylül’ün elindeki diğer kupayı kaptı Aryahan. Ve bir büyük yudum alıp önce bi oh çekti sonra Eylül’ün sinirli bakışları karşısında, sorusunu cevapladı.
“Doğrusunu istersen, ben de bilmiyorum kızı verip vermediklerini.Ve sana bunu Cemre mi söyledi?” dedi Aryahan.
Eylül olumlu anlamda kafasını sallamakla yetindi. Konuşmayacak kadar sinirlenmişti Aryahan’a şu an. Çünkü o kahve onundu.
“Çiçekleri verdik sonra biladerim ortadan kayboldu. Kahve için sağol bu arada.” Aryahan elindeki kupadan hüpleterek bir yudum daha aldı.
“Senin değildi o!” dedi sinirle Eylül.
“Seninki elinde ya!” dedi Aryahan hızla biladerinin odasına yürürken.
“İkisi de benimdi! Sana verdiler mi kızı bari?” diye çemkirdi Eylül.
“Kızın bende gönlü var. Numarasını aldım. Ancak henüz yazmadım. Hemen yazmak olmaz” dedi güneş gözlüğünü burnuna indirip Eylül’e göz kırpıp gülümserken. Ve tekrar güneş gözlüğünü gözlerine yerleştirip biladerinin odasının kapısını çaldı.
Yaman içerden bağırarak ” Eğer imza ya da toplantı yoksa gelme!” dedi.
“Yani geleyim.” diyerek içeri girdi Aryahan.
Yaman tek kaşını kaldırıp ona yandan baktı ve önündeki bilgisayardan e-postalarını kontrol etmeye devam etti.
“Ne bu surat ya? Gören de Ela’dan dayağı az daha sen yiyecektin sanacak.” dedi hafif gülerek.
“Dayağı yedin mi?” diye sordu tüm ciddiyetiyle Yaman.
“Hayır.” dedi gülüşünü bozmadan Aryahan.
“İyi, yoksa sen Eczacıyla olan toplantıya gelme diyecektim.” dedi sırıtıp önündeki maili işaret ederek.
Aryahan yaklaşıp maili okudu. “Allah Allah ya oyuncuların ne işi varmış toplantıda, bizde alıp medya ekibini götürelim tanışıp kaynaşırlar. “dedi.
“İyi fikir hepsi İlya Atahan için ölüyor zaten, CEOları olarak kıyak geçmiş olursun. Hemen mail atayım.” dedi Yaman ve bilgisayarının klavyesine yöneldi.
Aryahan uzanıp biladerinin ellerini tuttu.
“Biladerim sen beni alenen katil mi edeceksin. Kimmiş o hayranlar ya?” dedi sinirle. Buna karşılık Yaman pis pis sırıtmakla yetindi.
“İyi iyi sen ben Cemre ve Eylül gideriz. Sen naptın dün?” dedi Yaman gülerken.
“Konuştuk işte, maç sonuda yanına gittim. Eylül’e numarasını aldım dedim ama, almadım tabi. ” dedi Aryahan
“Aferin plana sadık kal, Ne çektirdi be İlya bize, Öyle hemen ulaşmış olmayacak. Öyle görünse de.” dedi Yaman bilgisayarına yönelirken. Aryahan göz ucuyla onun ne yaptığına baktı sonrada sırıtıp kahvesinden bir yudum aldı.
“Eee sen hiç anlatmıyorsun?” diye sordu biladerine.
“Çiçeği verdim.” dedi Yaman buz gibi bir sesle.
“Sonra?”
“Sonra maçı terk ettim.”
“Ne demek terk ettim? Neden ya?” dedi heycanlanarak Aryahan.
“Kız beni görünce şeytan görmüşe döndü.” dedi Yaman düşünceli şekilde. Yaman bunun nedenini biliyordu da, Aryahan’a bahsedecek fırsatı olmamıştı. Şimdi mi bahsetseydi acaba?
“Nasıl yani?” dedi Aryahan ilgili bir şekilde ciddileşerek.
“Kovmaktan beter etti beni biladerim kız. Bende çektim gittim. Bakma sen Eczacının oyuncuları da toplaması iyi oldu. Bakalım o zaman ne yapacak Ezgi Hanım.” dedi ciddiyetle Yaman.
“Kıza bilenmedin, yine? İnşaallah?” dedi Aryahan. Zira bu kızlara yeni aşık değildi ikisi de ama yeni yeni kızların karşılarına çıkıyorlardı. Eskiden beri Yaman kendi kendine kurulup bir güzel Ezgi’ye bilenip, kendi kendine içinden terk ederdi Ezgi’yi. Tam bir tavşan ve dağ olayıydı.
“Olmayan bir şeye neden bileneyim?” dedi göz ucuyla kahvesini içen biladerine bakarken Yaman.
“Allah Allah ya, benimkinin sapıkları var bana kötü davranmalıydı. Seninki niye böyle yaptı ki?” dedi Aryahan.
“Bilmiyorum. Umrumda da değil.” dedi Yaman önündeki ekranlardan birinde açık duran kodlara yoğunlaşırken. Aryahan fazla üzerine gitmek istemiyordu biladerinin, bişey varsa er geç söylerdi zaten.
“Bu arada moda ve teknoloji etkinliği için davetiyemiz var. Beraber gideriz dimi? ” diye sordu kodlara gömülen biladerine Aryahan.
” Hangi gün? “
” Önümüzdeki hafta Cuma akşam. “
” Sen ve Eylül gidersiniz. “
” Sen niye ya? ” diye isyan etti Aryahan.
” Çünkü o gece uçağım var, Barselona’ya geçicem bizim RF6 için toplantı var. “
” Ha doğru havacılık şirketinin, ben onu unutmuşum ya. Tamam ben Eylül ile giderim. Cemre seninle geliyor tabi? “
” Evet, hatta o orada kalabilir ben dönerim.”
” O zaman ben gidip etkinlikte ne giyeceğime bakayım” dedi Aryahan kalkıp kapıya yönelirken.
Yaman gülümsemeler yetindi. Eczacıbaşı SK ‘ya çok özel, artırılmış gerçekliği olan bir yazılımı yapıyorlardı. Ama bu sadece yazılım olarak kalmayacaktı REF şirketi olarak ilk defa spor alanına giriyorlar, kurumsal yazılım ve oyun yazılımın dan çok farklıydı. Yaman hata ya da muallakta kalınacak bir durum istemiyordu. Yazılımda arttırılmış gerçeklikten kullanıldığında oyuncuların olması elbette iyiydi ancak, bu ilk toplantıydı. Aslında bu toplantıda yazılım kısmından çok medya kısmına değineceklerdi. Ama planları değiştirmek gerekebilir diye düşünüyordu Yaman. Sonuçta her sporcunun çalıştığı bir menajerlik şirketi vardı ve hepsi toplu halde REF’in alt grubu K26 ya geçmeye ikna olmazdı. Kulüp baskılamazsa tabiki.
Yaman’ın telefonuna bir bildirim gelince dikkati oraya kaydı. Aryahan’dan bir mesaj, WhatsApp ‘a girdi Aryahan’ ın attığı bir ekran görüntüsü vardı. Kızlar Ezgi de bir yerde kahve içiyorlardı ve orada bulunan başka biri onları gizlice çekmişti.
Aryahan resmin altına “bu sapıklar yine iş başında.” yazmıştı. “E gideyim kim çektiyse fotoğrafın açısından bulup döveyim o zaman?” yazdı Yaman alay ederek. Ve arkasına da “bu bilgi ile ne yapabilirim ki” yazdı ve gönderdi.
“Kulağı kesik hackerlardan kim kaldı biladerim bul işte.” yazdı Aryahan.
“Sen şirkette değil misin niye mesajlaşıyoruz?”
“Böyle daha eğlenceli.”
“Üşendiğinden değil yani?”
“Biladerim kızlar tehlikede.”
“Yapabileceğim bişey yok.”
“Nasıl yok? Vicdanın rahat edebilecek mi?”
“Evet.”
Yaman o eski defterleri açmak istemiyordu. Kaldı ki Aryahan’ın da açacağını sanmıyordu. Fotoğrafta sadece İlya yoktu, Ezgi de oradaydı. Yaman’ı tetikleyip ne olduğunu anlamak istiyordu Aryahan. Ya da en azından Ezgi ile yine tavşan ve dağ ilişkisine girip girmediğini. Ve sonuç girmişti.
Aryahan’ın mesajından sonra o geceyi düşündü Yaman, ya tesadüf ya kaderdi. Mistik atalarının da yardımı olabilirdi. Ama bu çağda kim enerjiye ve mistisizme ve şamanizme inanırdı ki? Ahmaklar? Deliler?
Aryahan kapıyı bir kez tıklatıp cevap beklemeden tekrar Yaman’ın odasına girdi.
“Senin neyin var? Yine kızın neyini yanlış anladın da ondan habersiz kıza küstün?” diye sordu azarlarcasına.
“Kime küsmüşüm? Ben küsmedim kimseye.” dedi Yaman anlamamazlıktan gelerek.
“Ezgi’ye? Noldu aranızda? Ne konuştunuz? Hemen anlat!” dedi Aryahan ciddi bir ifadeyle.
Yaman sinirden gülmeye başladı. Olan bir şey yoktu ki? Neyi anlatacaktı?

