Genç KurguGöklerde ve Kalplerde

BÖLÜM 6 : UZAKTAN

Şirketten yine çok geç çıktığı bir geceydi Yaman’ın. Aryahan arkadaşları ile birlikte biraz kulüp tarzı biraz da bar tarzı herkesin giremediği bir mekandaydı. Yaman aslında eve gitmek için kararlıydı. Fakat telefonda biladerinin ısrarlarını duyunca en kötü onu da alıp eve geçerim diye yolunu bulundukları kulübe çevirmişti. Saat sabahın üçüydü. Yaman arabasını park edip yürümeyi seçti yolun kalanını, oldum olası valeye araba vermekten ve kapalı otoparklardan nefret ederdi. Hava ayaza çekmek üzereydi İstanbul’un kıyı şeridinde. Hızlı adımlarla kulübe geldi. Güvenlik onu tanıdı sessizce selamlaştılar. Kelimelerle selamlaşmayı sevmediğini kendi kendine öğrenmiş zeki bir güvenlik ekibi vardı buranın. Diğerlerinde sanki çok matah bir şeymiş gibi bağıra bağıra Hoşgeldiniz Yaman Hanım diye bir minareye çıkmadıkları kalırdı.

İçerinin dumanlı,ekşi ve boğucu havasından yüzünü astı Yaman. Gözlerini kısıp biladeri Aryahan’ı aradı. Aradığını değil de ummadığı birinde takılı kaldı gözleri. Belki de başka hiç kimsenin yüzünü bu denli ezbere bilmezdi Yaman. Fakat onunkisini biliyordu. Acaba Aryahan bu yüzden mi ısrar etmişti gelsin diye? Hemen etrafına daha dikkatli baktı Yaman. Ezgi Keskin burdaysa, diğer kızlarda burda olmalıydı. Ve evet burdalardı. Omzuna bir el dokunduğunda irkildi Yaman. Temas sevmediği bir şeydi. Sesin sahibi tanıdıktı. Biladeri “Yeni geldiler, ama seninki çok mutsuz.” dedi kulağına.

Kaşlarını çattı Yaman, doğru söylüyordu Aryahan, Ezgi mutsuz gibiydi.

“Seni almaya geldim. Hadi gidelim.” dedi Yaman karnının gurultusu eşliğinde. Sabah kahvaltıdan beri bir şey yememişti Yaman. Ve bu karşılaşma olduğunda, ne Yaman ne de Aryahan daha kızlarla tanışmamışlardı yüz yüze yani. Henüz lig maçları başlamamış. Yaz bitmek üzereydi. Sizin anlayacağınız şekilde tarif edeyim zamanı, daha çiçekleri yaptırıpta maça gitmemişlerdi. Henüz bir kaç gün önce Yaman, Ezgi Keskin’in twitterda teşrif edip de kendisine cevap verişine şaşkın şaşkın toplantının ortasında kala kalmıştı. Yani yolun en başındaydılar.

Aryahan sarhoş falan değildi. Keyifliydi sadece. Biraz ısrar etti biladerin kalalım diye. İlya Atahan da buradaydı. Fakat planı ne pahasına olursa olsun bozmayacaktı Yaman. Aşk çoğunlukla plan ve zamanlama işiydi. Deneme ve yanılma yöntemi olduğu kadar.

“Karnım gurulduyor, sabahtan beri bişi yemedim.” dedi Yaman biladerin in kulağına.

“Sabah bişi yedin yani?” dedi asık bir yüz ifadesiyle Aryahan, biladerine.

Doğrusu Yaman sabahta bişi yememişti. Bir sigara, bir kupa çay ve bir iki lokma açma.

“Çok çalışıyorsun. Hani şirketi kurunca frenleyecektin?” dedi gülerek Aryahan.

“E kızları kolumuza takmadan olmaz dedin ya patron.” dedi gülerek Yaman. Biladerinin koluna girdi ve arkadaşlara da hadi gidelim dedi dudaklarıyla. “Çok acıktım, yemeğe de hayır denmez.” dedi Yaman.

“Bu saatte?” dedi Aryahan.

“Çorbacıya gideriz.” dedi en neşeli sesiyle. Oysa biladerim Aryahan biliyordu, çobacılarla da bir alıp veremediği kötü anıları vardı biladerim Yaman’ın kolay kolay çorbacıya gitmezdi.

“Yok.” dedi Aryahan “Hep beraber eve gidelim, eve sipariş veririz.”

“Ben çorba içicem.” dedi Yaman.

“Yok çorba falan, eve gidelim. Sabahta yemedin bişey.” dedi azarlar gibi Aryahan.

Yaman’ın karnı guruldasa da yemek yiyesi yoktu. Tok gibi hissediyordu kendini. Kulüpten çıkarlarken fark etti ki, kızların her birinin bir kavalyesi olacak sayıda erkek vardı. Aryahan da bunu fark etmiş miydi?

Yolda Aryahan eve yemek siparişi verdi bir manga asker doyacak şekilde tabiki. Eve vardıklarında, Alper arıyordu Yaman’ı güle oynaya Aryahan ve diğerleri eve girerken siparişi getiren kuryeye ödemeyi yapıp paketleri onlara verip, içeri girmeden açtı telefonu. Yaman daha Alper’in adını görünce hatırlamıştı, yarın yeni şubesinin Açılışı vardı. Aryahan da kendisinde hatta şirketin diğer kurucuları davetliydik. Yıllar sonra İstanbul’a geri dönüp hayalindeki restoranı bir kez daha açacaktı Alper. Bugün açılıştan önce uğrayacağını ve Alperi hazırladığı özel menüyü deneyeceğini söylemişti.

“Efendim.” diyerek gülümseyerek açtı telefonu Yaman.

“Tatlım sabah olacak gelmeyecek misin?” dedi hafif sitemkar ses tonu ile Alper.

Saat cidden beş olmuştu. “on beş yirmi dakikaya geliyorum. İşkolik oldum iyice, dalmışım ve çok açım. Sakın dükkanı kapatma.” dedi Yaman ve cevabı beklemeden görüşmeyi sonlandırıp, biladerine Alper’e gittiğine dair ve bir saate döneceğini söyleyen bir mesaj attı. Çünkü içeri girip anlatmak, gerçekten çok zor olacaktı. Arabasına hızla atlayıp yakınlardaki yeni restorana doğru sürdü.

Restorana girdiğinde bomboş mekanda bir kadının oturup rakı içtiğini gördü Yaman. Önce şaşırdı. Sonra kim olduğunu tahmin ettiğinde imkansız olduğunu düşünerek afalladı. Yanına doğru gelen Alper’e döndü.

“Kapalıyız dedim Hanfendiye. Ama beni algılayamayacak kadar sarhoş. Rakı istedi vermeyecektim ama sonra hatırladım. Voleybolcu Ezgi Keskin. E sen de seviyorsun hanfendiyi ve nasılsa geliyorsun diye ses etmedim. Artık sen ayıltırsın.” dedi gülerek Alper. Alper’in seviyorsun deyişi, daha çok hayransın anlamındaydı.

” Yalnız mı? ” dedi Yaman şaşkınca Ezgi Keskin’e bakarken.

” Evet, şu dükkanın içine neredeyse girecek olan araba onun. Tek geldi. Bu halde iyi kullanmış araba. ” dedi Alper. Gösterdiği araba restoranın bahçesine kadar girmişti. Hatta bahçeyi geçip kaldırımı tırmanıp çim alana dalmıştı. az daha gelse camlardan içeri girebilirdi.

Sakin ve usul adımlarla, sanki rahatsız etmek istemez gibi yürüdü Ezgi’in yanına Yaman.

” Merhaba, size eşlik edebilir miyim hanımefendi? ” dedi Ezgi’in mayışmış gözlerine bakarak.

“Neden? Sen de mi gitme mi söyleyeceksin?” dedi ve arkasını dönüp Alper’e baktı. “Onun gibi. Restoran kapılıymış.” dedi tekrar Yaman’a bakarak.

“Evet kapalı, ben kapattım. Biraz yabaniyim. Yalnız yemek yemeyi seviyorum. Fakat madem gitmiyorsunuz, beraber yiyelim.” dedi Yaman ve tam karşısına oturdu. Şu durumu şu an Aryahan’ a anlatmak istiyordu ama bu anı bozmak gelmiyordu içinden Yaman’ın.

Alper, hemen Yaman’a servis açıp menüyü sıralı şekilde her ikisine de getirdi. Ezgi Keskin belkide hatırlamayacak bu geceyi. Yaman Yılmaz ise hayatı boyunca unutmayacaktı.

Yemek yiyip, rakı içip, sohbet edip, bazen gülüp bazen sövüp bazen hüzünlendiler.Ezgi Keskin hiç tanımadığı biriyle sanki uzun zamandır tanışıyorlarmış gibi sohbet ediyordu.

Restoranın loş ışıkları altında, masada sadece onlar vardı. Alper’in henüz açmadığı restoranda, sakinlik ve huzur hâkimdi. Ezgi’nin siyah dalgalı saçları omuzlarına dökülmüş, kara gözleri hafifçe kapanıp açılıyordu. Yaman, karşısındaki bu ünlü voleybolcunun yanında olmanın keyfini çıkarıyordu.

“Yaman, sen gerçekten çok komiksin! Futbol oynadığını söylemiştin değil mi? Şimdi ise yazılımcısın, harika! Ama neden futbolu bırakıp yazılıma geçtin ki?” diye sordu Ezgi gülerek.

“Futbolu seviyorum. Sakatlanmasaydım ve anlattığım gibi babamla voleybol konusunda zıtlaşmasaydım. Belki sporcu olurdum. Lakin yazılım evreni her zaman daha çekici gelmiştir. Kod yazmak, yeni şeyler yaratmak bana daha çok heyecan veriyor. Hem, futbolculuktan yazılımcılığa geçmek de ilginç bir yolculuk oldu. Peki ya sen, voleybolu nasıl seçtin?” diye soru sorarak cevap verdi gülerek Yaman, Ezgi’ye.

Ezgi düşünceli bakışlarla karşısındaki kadına bakarak cevapladı soruyu.

“Sanırım voleybol beni seçti. Küçükken çok enerjik bir çocuktum. Ama asıl macera, mahalledeki voleybol maçlarıyla başladı. Her gün, kardeşim Ela ile birlikte sokakta voleybol oynardık. İşte o zamanlar, boylarımız uzun olduğu için takıma hemen alınırdık. Ela, benim en iyi destekçim oldu ve onunla beraber oynamak beni her zaman motive etti.İlk topa vurduğumda, bu benim tutkum olduğunu anladım.” Bir yudum daha rakı aldı. “Ve işte buradayım, milli takımda!” son iki kelimeyi sanki bir sıkıntıymış ama yinede gururlanıyormuş gibi söylemişti Ezgi. Avını vurmuş ve bunu karnını doyurmak için yapmış bir avcı gibi.

“Gerçekten inanılmazsın. Bu kadar başarıyı yakalamış olman çok etkileyici. Seninle tanışmak büyük bir şans benim için.” dedi Yaman hem hayranlık vardı sesinde hem de şefkat.

“Şans mı? Ben mi?” dedi Ezgi sarhoş gülümsemesiyle. ” Aman Yaman, bırak şimdi. Senin gibi zeki bir yazılımcının yanında ben sıradan kalırım.”

“Senin gibi biri asla sıradan olamaz, Ezgi. Sen sahada uçarken, bizler senin hayranlıkla izliyoruz.” dedi Yaman hafif bir gülümsemeyle.

Ezgi yerinden kalktı ve Yamanın yanındaki sandalyeyi çekerek oturdu. Yaman’ın şaşkın bakışlarına aldırmadan elini omzuna koydu. ” Ah, Yaman! Çok kibarsın. Ama sana söyleyeyim, bazen gerçekten çok zor oluyor. Herkesin beklentisi, baskılar… Ama yine de seviyorum bu işi.”

Yaman temastan nefret etse de samimi bir ses tonuyla, içten bir şekilde konuştu.

“Eminim öyledir. Ama senin gibi güçlü biri, bu zorlukların üstesinden gelir. Ayrıca, biraz da olsa rahatlamış görünüyorsun. Belki de bu gece iyi gelmiştir sana.”

Ezgi artık sarhoşluğun etkisiyle dalgın dalgın konuşuyordu.

“Evet, belki de. Burada seninle olmak, gerçekten farklı hissettiriyor.” Ezgi bir an bir şey fark etmiş gibi duraksadı. Yaman’a baktı. “Bil bakalım, neden seni bu kadar sevdim?” diye sordu çocuk gibi heycanlı bir ses tonuyla.

“Nedenmiş?” dedi Yaman gülerek ve merakını alaycı ses tonuyla saklamaya çalışarak.

“Çünkü sen, kim olduğumu umursamadan bana yaklaştın. Sadece Ezgi olduğum için beni sevdin, voleybolcu Ezgi olduğum için değil.”

Evet, seni olduğun gibi seviyorum, Ezgi.” dedi Yaman’ın gözlerinin içi parlıyordu adeta bunu söylerken. “Ve belki de bu yüzden… ” derken bir an duraksadı Yaman ve gülümsedi. “Belki de bu yüzden burada olmak, bu kadar özel.”

“Belki de ben seni gerçekten seviyorumdur, kim bilir?” dedi Ezgi şaka yaparcasına.

“Belki de.” dedi Yaman içten bir gülümseme eşliğinde. ” Ama ne olursa olsun, bu anı unutmayacağım. Seninle burada olmak, gerçekten çok özel.”

Ezgi, Yaman’ın sözlerinden etkilenmiş bir şekilde gülümsedi ve başını Yaman’ın omzuna yasladı. O anın sıcaklığı ve samimiyeti, ikisinin de yüreklerine işlemişti. Bu gece, belki de beklenmedik bir başlangıcın habercisiydi.

Gün doğarken,

“Yürüyelim mi biraz?” diye sordu Yaman.

“Olur.” dedi Ezgi Keskin.

Yaman Ezgi Keskin’in olur diyişine gülümsedi. Acaba Twitter dada olur dediği kişinin kendisi olduğunu bilseydi. Böyle rahat olur der miydi? “Az kaldı Yaman” dedi kendine “Az kaldı sezon maçları başlasın artık kızların karşısına çıkacaklardı. “Ne de olsa İlya Atahan da yeniden yuvasına dönmüştü. Eczacıbaşı ile yeniden sözleşme imzalamıştı. Artık Amerika’ya gitmeyecekti.

Birlikte ve yan yana yürüdüler. Yolun bir kısmında Ezgi kustu. Yaman cebindeki mendille temizledi dudaklarını. Kendi arabasına doğru götürdü Ezgi’yi Yaman. Arabasını açıp su verdi. Ezgi kendi arabasıymış gibi yabancılık çekmeden yolcu koltuğuna oturdu.

“Biraz dinlenelim çok yürüdük yabancı.” dedi. Yaman buna gülümsedi. Çok iyi biliyordu ki, Ezgi oraya sızacaktı.

Üşümesin diye arabaya bindi çalıştırdı. Uzanıp kemerini bağladı ve şehri turlamaya başladı. Ezgi Keskin’in evini bilmiyordu. Birkaç telefona öğrenebilirdi ama ortalığa bir dedikodu vermenin anlamı yoktu. Bir kavşakta telefon çalınca anladı Yaman, Ezgi’nin telefonuydu. Kenara çekti. Ceketinin cebinden aldı telefonu, kardeşi Ela arıyordu.

Açtı telefonu Yaman ve daha alo demeden ablasını azarladığını sana kızdan azar yedi. Ela aramasaydı Ezgi’yi sahip olduğu otellerden birine götürüp bırakmayı ya da uyanana kadar arabada beklemeyi geçiriyordu aklından Yaman. Telefonda gerçekten telaşlanmış ve sinirlenmiş kadına bir iç çekerek, kendisinin Ezgi Keskin olmadığını söyledi Yaman.Sakin olmasını ve kendisini söylediği numaradan aramasını istedi kızdan. Tabi kız buna da çemkirip tehditler savurdu.

Yaman sakince kıza ne sapık ne de başka türde kötü niyetli biri olsa, ablasının telefonunu neden açacağını anlattı. Hatta telefonun böyle bir senaryoda kapalı olacağını da anlattı uzunca. Ela ikna olunca, söylediği numaradan ki Yaman’ın kişisel numarasıdı, aradı ve durumu uzun uzun Ela’ya anlattı. Ela’nın bu numaraya konum atmasını söyledi. Ve Yaman yanındaki kıymetli ve güzel emaneti adrese bıraktı.

Kesinlikle Ezgi Keskin’in evi değildi. Ama evi buralara yakın olmalıydı. Bir caddenin ortasıydı konum. Ablasının arabasının yerini de söyledi Yaman, Ela’ya. Hatta restoran açılışına davet etti onları. Ve hafif bir tebessümle kendi evine döndü Yaman.

Bir yanıt yazın