Gökçe ve Ecrin çarpıştılar. Ecrin tam özür dilemeye çalışırken, Gökçe;
“Biraz, dikkat etsene yürümeyi beceremeyeceksen o kadar içmemelisin!” Diye yüzüne bağırınca, özür dilemekten vazgeçti. “Ya sana ne demeli? Daha ayık olarak yürüyemiyorsun,tatlım?”
“Tatlım mı? Sarhoşsun diye bir şey demiyorum.”
Ecrin sinirli ve alaycı bir şekilde gülerken, bir taraftanda Gökçe de onu çeken bir şey vardı, acıkmış mıydı? Kan kokusundan lezzetini tahmin edebiliyordu ama sanki başka bir şey daha vardı bu kız da, acaba kalıp bu kızın kanının tadına mı baksaydı? O bunları düşünürken Gökçe de içten içe sarhoş olduğunu sandığı bu vampirden etkileniyordu, teninin duruluğu, gözlerinin ışıltısı, özür dilese onunla muhabbet ederdi, ama bu ukala sarhoştan nasıl hoşlanabilirdi ki?
Read More