FantastikKara Kan

BÖLÜM 2 : GÜNEŞTEN GİZLENMEK

Bölüm Şarkısı : David Usher – Black Black Heart | ” Taste your mine and taste your sex i am naked underneath your cover. / Fikirlerinin ve sex’inin tadıyla senin sığınağında çıplağım. “

Ağzı kupkuru uyandı yatağında Ecrin. Gözlerini açmadı.Sağdan sola döndü yatağında. Dün gecenin görüntüleri ile birlikte, kokusu geliyordu burnuna ve Gökçe’nin kanının tadı. Normalde kan içtiğinde böyle olmazdı.
Sonra aniden gözlerini açtı. Soruları hazırlamamıştı. Bugün sınav yapması gerekiyordu öğrencileri. İsteksiz ve tembel bir hareketle doğruldu yataktan. Vampirler genelde çevik olurlar, özellikle de kan içtikten sonra, ama Ecrin’de bir tuhaflık vardı. Gidip Gökçe’nin kanından tekrar içmek istiyordu. Ama bu vampir kurallarına da aykırıydı. Bir insanı ilk kez ısırdıktan sonra en az bir hafta geçip, vücudun vampir tükürüğüne alışması için beklenmesi gerekiyordu. Yoksa, eğer güçsüz bir bünyeye sahipse insan, bağışıklık sistemleri yavaş yavaş çöküyor ve ufacık bir nezle de bile ölebiliyorlardı.
Ecrin yataktan kalktı kapıyı açtı, koridorun sonunda ki banyoya doğru yürüdü, ya da bir insan hızıyla karşılaştırırsak koştu. Yüzünü yıkadı, kolunda ki saate baktı. Duş almaya fırsatı yoktu, soru hazırlamaya da. Dişilerini tuzlu ve limonlu çeşme suyuyla çalkaladı. O sırada ayna da bir şey farketti.
“Lanet olsun! Senin burada ne işin var!” diyerek banyodan çıktı ve kapıyı kapattı.
İçeride Ecrin’in banyosunda, klozette oturan kadın seslendi:
“Sadece tuvaletimi yapıyorum. Ne var bunda?”
“Kafadan sorunlu musun? Sana gitmeni söylemiştim ve insanlar işlerini görürken kapıyı kapatırlar.”
Kadın kapıyı açtı ve , “Senden çekineceğimi mi düşünüyorsun?”
“Öncelikle, bunu benden çekindiğin için değil nezaket kuralları gereği yapman gerek. Ve evet aklın yerinde olsaydı benden çekinirdin.”
“Neden vampir olduğunu bildiğim için mi?”
“Ah, insanlar…” diyerek kafasını iki yana salladı Ecrin ,odasına geçip üstünü değiştirmeye başladı ve bir taraftan da kadına bağırıyordu sinirli bir şekilde.”Biliyor musun normal insanlar vampirlerden uzak durmaya çalışır.”
Kadın kapıda dikilmiş kollarını göğsüne bağlamış, sol omzu ile kapı girişine yaslanarak Ecrin’i izliyordu.
“Ve insanlar buna röntgencilik diyorlar.” diye ekledi Ecrin kadına bakmadan.
Kadın sakin bir ses tonuyla,”Hadi ama senin yardımcı insanın olabilirim. Be-…”
“Yardımcı neyim?” diye böldü Ecrin onu.
“Yardımcı insan. Beni içmediğine göre evcil insanın olamam ve yapacak daha iyi bir şeyim yok.”
“O tabirleri sevmiyorum. Ve bir yardımcıya ihtiyacım yok. Bak, seni bir kaç aptal sokak serserisinden kurtardım. Gidecek yerim yok dedin ve bir hafta benimle kalabileceğini söyledim ve sen üç haftadır hala burdasın?”
“Ve adımı bile bilmiyorsun.” diye ekledi kadın tek kaşını kaldırarak. Ecrin giyinmiş laptopunu ve dosyasını çantaya koyarken durdu, kadına baktı. Gerçekten adını bilmediği bu kadının ne işi vardı burda? Hem de üç haftadır. Üstelik onun vampir olduğunu bilen bir kadın?
“Pekala…” dedi kadın bir kaç adım attı odanın içine doğru ellerini arkasına saklayarak.”Adım Kayra, Natpos’lu bir insanım,eğer merak ediyorsan. Ve gerçekten gidecek bir yerim yok. Tamam bir vampirsin, ben vampir olduğunu kimseye söylemem ve sen de yanında kalmama izin verirsin?”
“Kayra, Natpos ülkenin öbür ucu? Her neyse git minareye çık kim inanacak sanıyorsun vampir olduğuma?”
“Bak o konuda haklısın. Ama sana hayatımı borçluyum. Seninle kalmak istiyorum.”
Ecrin umursamadan Kayra’nın yanından geçip daire kapısına geldi.
“Döndüğümde burda olma, seni yemek zorunda kalmak istemiyorum.” Ecrin kapıyı açtı.
“Ayrıca, kurt kadın olduğunu biliyorum.” dedi Kayra.Ecrin usulca kapıyı geri kapattı.Bir anda çantayla beraber Kayra’nın üzerine yürüyüp onu duvara yapıştırdı.
“Nasıl?”
“Geçen perşembe… Seni takip ettim… Aslında tam izini kaybettiğimi sanıyordum. Dolunaydı…Ormanda…”
“Tamam, tamam burada kalabilirsin ama kendine bir iş bul ve bir daha beni takip etme!” diye bağırıp Kayra’yı bıraktı. Kayra salona doğru yürürken…
“İş olarak asistanın olsam?”
“Ben zaten asistanım,asistanların asistanları olmaz.”
“Ama bugün sınav yapman gerek ve belki de senin yerine soruları hazırlamışımdır.” diyerek arkasındaki sehpadan iki adet dosya kağıdı uzattı Ecrin’e. Ecrin yüzünü tekrar Kayra’ya döndü.
“Ne? Sen bunu nasıl?”
“Üniversiteyi kazanamadım. Ve bilgisayardan da anlamam. Ama senle karşılaşmadan önce bir gazetede sekreterlik yapıyordum. Kısaca googlelamayı biliyorum. Ve yaşasın kopyala yapıştırı icat eden insan, yoksa onu bir vampir mi icat etti?”
“İnternetten bulduğum soruları soramam çocukları ve ingilizce eğitim veriyoruz.”
“İngilizcemin olup olmadığını bilmiyorsun!”
“Peki, ingilizcen var mı?”
“Hayır”
Ecrin bir iç çekti.”Yeterince geç kaldım. Kendine bir iş bul.”
“Ama google’da ingilizce arama yapmayı biliyorum. Ve madem geç kaldın, bu sorulardan başka çaren yok. Hem, gençlere biraz bonus sınav gibi olur bu?”
“Gerçekten benim asistanım mı olmak istiyorsun?”
“Evet. Evet. Evet.” – Yavru köpek bakışları.
“Şunu yapmayı kes. Bak ben asistanım ol istemiyorum. Arkadaşım ol ve bu evde kal ve kendine bir iş bul, gerçek bir iş.” diyerek dosya kağıtlarını Kayra’nın elinden aldı.”Ve bunlar için teşekkürler.” diye ekleyip kapıdan çıktı.

Üniversiteye vardığında ders başlıyalı yirmi dakika olmuştu. Yani sınav için fazla vakit yoktu. “Bazen vampir de olsanız yeterince hızlı olamıyorsunuz.” dedi kendine içinden Ecrin.
Sınıfa girdi, öğrenciler hala kendi arasında konuşuyordu. Tok bir sesle.”Herkes yerine geçip bilgisayarlarını açsın.” dedi.
“Bugün sınav olmayacak mıyız hocam?” dedi uzun boylu bir erkek öğrenci.
“Olucaksınız.”
“Ama hocam sürenin yarısı gitti.” dedi bir kız öğrenci.
“İkinci derste bizim öyle değil mi? Pekala bu sınavda size tek bir soru soracağım. Programı yazıp adınız ve soyadınızla masa üstüne kaydedip çıkabilirsiniz.”
Tek soru mu diye uğultular yükseldi sınıftan.Ecrin, Kayra’nın bulduğu ilk soruyu tahta ya yazdı.Oldukça kolay gözüküyordu.
“Yardım almak yok sınavdasınız. En ufak konuşmanızı kopya sayarım. ” dedi Ecrin.
“Hocam, bu soruda bir aldatmaca olabilir mi?” dedi bıyıksız, keçi sakallı bir öğrenci.
“Hayır. Biliyorum gayet kolay ve hiç bir aldatmaca yok.”
“Biz son sınıfız diye Ecrin Hoca, kıyak geçmiş sanırım.” dedi Süheyla. Süheyla’yı tanıyordu çalışkan ve bir o kadarda sosyal bir öğrenciydi. Bayan üç silahşörler grubunun en ılımlı kızıydı. Bölüm arkadaşları onlara bu ismi takmıştı. Süheyla , Şebnem ve Dehna. Dehna Minel… Dehna, çok güzel ve çekici bir kızdı Ecrin’e göre. Ama vampir anlamında değil. Yani bilirsiniz kanı için değil. Onu öyle duru ve sakin olduğu için seviyordu. Ona zarar vermek istemediğinden de Süheyla ile ne kadar yakınsa Dehna’dan o kadar uzaktı. Şebnem’e gelince, aslında iyi biriydi Dehna’ya, Süheyla’dan daha yakındı ve Ecrin’den hiç hoşlanmadığını her fırsatta belli ederdi. Şu insanların altıncı his dedikleri şey Şebnemde vardı belkide? Bir atın, kurtu sezmesi gibi o da yarı vampir – yarı kurt olan Ecrin’i seziyordu belkide? Sınavı ilk bitiren Şebnem oldu. “Ben kaçtım patron.” dedi ve çıktı sınıftan. Ecrin’e hiç hocam demezdi. Neden patron dediğini ise Ecrin hiç sormamıştı. Ve ona patron demesinden nefret ediyordu.

Nihayet üniversitede işini bitirip tüm sınavları notlandırmıştı. Arabasına bindi ve kampüsten ayrılınca aklına geldi, bugün telefonuna hiç bakmamıştı Ecrin. Üç mesaj , yedi çağrı. Çağrıların hepsi ikizi Erinç’tendi. Onu aradı. uzun bir çalıştan sonra;
“Nerdesin yahu yine kitaplara mı gömüldün?”
“Senin aksine benim düzenli bi işim var sevgili kardeşim.”
“Tamam ya hu hemen kızma, ama bu kadar çok çalışma, Heat & Hot’a gelsene”
“İşim var.”
“Ne işin var, saat gece yarısına geliyor? Ooo, evinde ki hatunu kastediyorsun? “
“Sen nerden biliyorsun?”
“Devlet sırrı mıydı? Telefonunu açmayınca evine uğradım, seksi kız. Neyse onu da al gel?”
“Onunla aramda bir şey yok.”
“Yani, onunla beslenmiyor musun? Neden evinde o zaman?”
“Sadece arkadaşım. Bak çok yorgunum. Başka zaman.”
“Burda da üniversiteden arkadaşların seni soruyor biri hatta numaranı istedi bende verdim. Gerçi Arfin o kızın cadı olduğunu söyledi ama? Bana bak cadılarla başın belada değil değil mi?”
“Ne cadısı Erinç? Benim hiç cadı arkadaşım yok ki?”
“Bir cadı arkadaşın değilse neden numaranı istesin? Yani insan ya da bir kurt kadın olsa anlarım, hoşlanır ama, neyse sen şimdi eminsin dimi bir cadıyla problemin yok?”
“Hayır.” Ecrin bir an düşündü. Acaba Kayra’nın bir cadı ile problemi mi vardı. O yüzden mi yanında kalmak istiyordu? Ama bu saçmalıktı. Çünkü cadılarla, vampirler iyi geçinirdi yani son üç yüz yıldır bu böyleydi. Eğer bunu düşünerek hareket ediyorsa büyük hata yapmıştı.
“Peki o halde hafta sonu annemlere gel seni özledik, tüm kardeşler orada olacağız, gerçi babam seni arar yakında. Aynı şehir de olupta bizden uzak durmamalısın, özelliklede klanın yeni varisiyken.” dedi ve kapattı.
Gelen mesajlara baktı. Hepsi tanımadığı numaralara aitti.Gerçi ikisi aynı numaradandı. “Ahh, Kayra bu, ne ara numaramı almış bu kız?” diye düşündü.
“Akşama ne yemek yapayım? Yani ne tür insan yemekleri yiyorsun? – Ben Kayra bu arada.”
“Sanırım çok yoğunsun. Sana az pişmiş dana biftek yaptım ve çiğ ciğerden kanlı bir sos. Umarım beğenirsin. Kaçta geleceksin?”
“Az pişmifş biftek mi? Kanlı sos mu?” dedi dışından Ecrin. Diğer mesaja geçti.
“Merhaba ben Gökçe. Numaranı İkiz erkek kardeşinden aldım. Bişeyler içmek ister misin diye soracaktım?”
“Nasıl Yani?” dedi Ecrin Gökçe bir cadı mıydı? Neyse cadılarla son üç yüz yıldır iyi geçiniyorlardı. Sorun yoktu.
“Mesajını biraz geç gördüm. Bugün benim için yoğun bir gündü. Başka zaman mutlaka bir yemek yiyelim. Bunu da telafi etmiş olayım.” yazıp gönderdi Gökçe’ye. Bu sırada eve gelmek üzereydi. Siyah 1967 model Mustang Shelby’sini apartmanın önüne park etti ve yukarı dairesine çıktı.
“Nerede kaldın? Bana nezaketten bahsediyordun sabah, ama bir mesaj bile atmadın? Bu arada ikiz kardeşin uğradı.”
“Biliyorum.” dedi ciddi bir şekilde Ecrin. “Ve yoğundum görmedim mesajını.”
“Sana yemek yaptım.” dedi gülümseyerek Kayra.
“Bana neden yemek yaptın bilmiyorum ama o iğrenç yemekleri yemem.”
“Ama bunlar vampir yemekleri ve…”
“Evet evet gelirken mesajını okudum. Biz vampirler öyle yemekler yemiyoruz. Bunu sana aptal kardeşim mi söyledi?”
“Aaa, hayır internetten buldum.Özür dilerim.” dedi kafasını eğerek ve fısıltıyla ekledi, “Ve … ev arkadaşları birbirlerine yemek yaparlar.”
“Bak, Kayra bana bişey yapma, ben buna alışık değilim. Teşekkür ederim bu arada.” Kayra hala üzgün bir şekilde yere bakıyordu. Ecrin , biraz sert davranmıştı, çünkü Kayra ile arasında hiç bir bağ istemiyordu, özellikle duygusal ve kendini çok yorgun hissediyordu. Aşırı yorgun. Sanki günlerdir kan içmiyormuş gibi.Oysa daha dün içmişti üstelik sıradan bir insanın değil. Bir insandan daha güçlü bir varlığın.
“Ben sadece arkadaş olmaya çalışıyorum.” dedi Kayra.
“Anlıyorum. Bak bugün çok yorgunum. Ve bir daha yemek yiyeceksek pizza sipariş et ya da her hangi bir insan yemeği? Anlaştık mı? Ve internetteki vampir hikayelerine inanma.”
“Bu sarımsaktan nefret etmediğiniz anlamına mı geliyor?”
“Evet.” dedi gülerek Ecrin.
“Tamam ama ben nefret ediyorum. Ve gerçekten hasta gibi duruyorsun, tenin soluk. Yani zaten soluk ama … Yani demek istediğim …”
“Sadece yorgunum Kayra ve uyumak istiyorum.”
“Ha gece sizde uyuyorsunuz yani, tabi sarımsak sevmeyince.”
“Aslında, gece uyumadığımız doğru ve güneşten gizlendiğimizde…”
“Hımm, peki uzun zamandır kan içmedin mi? Yani ondan yorgun olabilir misin?”
“Aslına bakarsan, daha dün içtim. Bunları sonra konuşsak?”
“Tamam, nasıl istersen kanka.”
“Kanka mı? O kanka mı dedi?” içinden böyle demişti Ecrin. Göz kapaklarını daha fazla açık tutamıyordu. Kendini salondaki koltuğa bıraktı. Uykuya teslim olurken telefonuna mesaj geldi ama gözünü açacak gibi değildi. Uykuya teslim oldu.

Bir yanıt yazın