BÖLÜM 9 : Dip
Bazen büyüseniz de düşlerinizden uyanmanız zordur. Hiç olmadığınız bir ilişkide yaşamak sizi dipsiz bir platonikliğe sürükler. Aşkta böyle boğulunur işte. Ve yüzeye çıkıp nefes almak için, başkalarının en dibe dalıp sizi çıkarması gerekir. Defne bir yara bandı değildi herkesin sandığının aksine. Defne, İlya için nefes almayı yeniden öğreten biriydi. Defne için de İlya hiç olmadığı bir ilişkide boğulmayı göze alan kişiydi.
En iyi ilişkiler en iyi arkadaşlıklardan mı çıkardı? Ya da en yakın arkadaşlarınız ile ayrılmak daha kolay ve anlaşılabilir olacağından mı onlarda aşkı bulmayı deniyorduk? İlya, Hale’yi bu yüzden mi seçmişti?
Defne yol boyunca bunu düşünmüştü. Hatta gece boyunca. İlya’nın İstanbul’a döndüğünü öğrenir öğrenmez kapısını çalmak istese de. Beklemişti. Aslında İlya’nın ona gelmesini beklemişti. Sabırsızca sabahı beklemişti. Defne ve İlya adeta ergenlik dönemlerinden beri beraber büyümüşlerdi. Tam anlamıyla kardeşlerdi. Aynı anne ve babadan olmasalar da. Birbirlerine hemen her konuda destek oluyorlardı. Bu durum yanlış anlaşılmalara neden olsa da, umursamıyorlardı. Defne, İlya’nın aksine heteroseksüeldi. İlya’nın, Hale ile yaşadıklarını en net bilen oydu.
Kahvaltıyı Hazırlarken Defne tüm gece düşündüklerini tekrar düşünüyordu. Milli takıma İlya’nın yeniden dönmesine sevinmişti. Ama Hale yine onun kalbini kırmanın milyonuncu yolunu bulacaktı. ” Ah kardeşim, sen neden bu kadar iyi yürekli ve safsın.” dedi kendi kendine Defne, İlya için.
İlya, duştan çoktan çıkmış. biraz olsun ayılmıştı bugün antreman yoktu. O nedenle özlediği bu yaşlı ve bir o kadarda çocuk olan şehrin, özlediği sokaklarına gidecekti. Defne’nin kalkıp gelmesi iyi olmuştu. Bir de onu almak için karşıya geçmek zorunda kalmayacaktı İlya.
Küçücük iki oda bir salon evinde, salonun ortasına geçip yere bağdaş kurup oturdu İlya, Bunu Amerikaya gitmeden önce de ara ara yapıyordu. Şimdi sadece daha düzenli şekilde ilerliyordu. Artık meditasyonlarını aksatmıyordu. Odaklandığı belli birşey yoktu İlya’nın kariyeri dışında tabiki. Ama içten içe istediği adam akıllı, düzgün bir ilişki vardı. Tam netleştirmese de kafasında istediği gibi bir ilişki kurmaya ve bu ilişki için kendi istediği gibi birini oluşturmaya çabalıyordu. En azından son bir haftadır üzerine çalıştığı şey buydu.
*****
Defne, “Hale, lütfen yanlış anlama. Ben gideyim, siz konuşun,” dediğinde Hale de gitmekte ısrarcıydı. “Evet, bence de Defne. Senin burada olman doğru değil,” dedi Hale. İkisi de ayağa kalktılar. Ancak İlya, kararlı bir şekilde ellerini kaldırarak ikisini de durdurdu.
“Hayır, ikiniz de kalacaksınız,” dedi İlya sert bir sesle. “Bu konuşmayı yapmak zorundayız. Kaçmak hiçbir şeyi çözmez.”
Hale, gözlerini kısarak İlya’ya baktı. “İlya, bunu yapma. Beni zor durumda bırakıyorsun,” dedi öfkeyle. Defne ise İlya’nın kararlılığını gördüğünde bir adım geri attı, ama gitmekte ısrar etti. “İlya, bu sizin meseleniz. Ben burada olmamalıyım,” dedi sakin ama kararlı bir sesle.
İlya, daha sert bir tonla, “Hayır, Defne. Sen de burada kalacaksın. Bu yanlış anlamaların sona ermesi için herkesin burada olması gerekiyor.”
Hale’nin sabrı tükenmişti. “İlya, bu konuşma benimle senin aranda olmalı. Defne’nin burada olması işleri daha da karıştırıyor,” dedi sinirle.
İlya’nın yüzü kızarmıştı. “Hale, bu mesele hepimizi ilgilendiriyor. Defne’nin burada olmasının bir sakıncası yok. Eğer gerçekten konuşmak istiyorsak, herkesin burada olması gerek,” diye cevap verdi.
Hale, “Defne’nin burada olmasının hiçbir anlamı yok. Bunu sadece bizim aramızda halletmeliyiz,” diye itiraz etti. Defne ise İlya’ya döndü ve “İlya, bu şekilde kimseyi bir arada tutamazsın,” dedi.
İlya, sonunda patladı. “Yeter artık! Hepiniz susun ve oturun. Bu konuşmayı yapmadan hiçbir yere gitmeyeceksiniz!” diye bağırdı.
Defne ve Hale, İlya’nın bu sert çıkışı karşısında şaşırmıştı. İkisi de birbirlerine bakarak oturdular. Odada bir an için sessizlik hâkim oldu. İlya, derin bir nefes alarak konuşmasına devam etti. “Bu durumu çözmek zorundayız. Hale, seninle ilişkimiz bitti. Ve Defne, senin burada olmanın bir sakıncası yok. Bu yanlış anlamalar sona ermeli.”
Hale, gözleri dolu bir şekilde, “İlya, ben… sadece seni kaybetmekten korkuyorum,” dedi. Defne ise, “Hale, biz sadece dostuz. İlya’yla aramızda hiçbir zaman romantik bir şey olmadı,” diye ekledi.
İlya, Hale’ye dönerek, “Sen evli değil misin? Ne ilişkisi bu?” dedi sert bir şekilde. Hale’nin yüzü soldu ve belli belirsiz bir sesle, “Ben… evli değilim,” diye fısıldadı.
Bu bilgi İlya’yı şaşırtmıştı, ama öfkesini kontrol ederek, “Tamam, Hale. O zaman neden böyle davranıyorsun? Bizim ilişkimiz bitti,” dedi.
Hale, İlya’nın sözleri karşısında bir an duraksadı, ardından hızlıca ayağa kalktı. “Bu böyle bitmeyecek, İlya,” dedi ve hızla kapıya yöneldi. Defne ve İlya’nın şaşkın bakışları arasında kapıyı çarparak çıktı.
Odada bir an için derin bir sessizlik oldu. Defne, İlya’nın yüzündeki karışık ifadeyi izledi. “İyi misin?” diye sordu sessizce.
İlya derin bir nefes aldı ve başını salladı. “Evet, Defne. Bu konuşma gerekliydi. Artık her şey daha net,” dedi kararlı bir şekilde.
Kahvaltı masasındaki bu zor anlar, her üçü için de bir dönüm noktası olmuştu. İlya, Hale ile olan ilişkisinin gerçekten bittiğini ve yeni bir başlangıç yapma zamanı geldiğini anlıyordu. Defne ise, İlya’nın yanında olmanın önemini bir kez daha fark etmişti. Bu konuşma, geçmişin ağırlığını hafifletmiş ve geleceğe doğru adım atmalarını sağlamıştı.
****
Defne ve İlya, Hale’nin kapıyı çarpıp gitmesinin ardından bir süre sessiz kaldılar. Defne, İlya’nın yüzündeki karışık ifadeyi izledi. Sessizliği İlya bozdu.
“İyi misin?” diye sordu Defne, sessizce.
İlya derin bir nefes aldı ve başını salladı. “Evet, Defne. Bu konuşma gerekliydi. Artık her şey daha net,” dedi kararlı bir şekilde. Bir an duraksadıktan sonra ekledi, “Defne, sen Hale’nin evlenmediğini biliyor muydun?”
Defne, gözlerini kaçırarak derin bir nefes aldı. “Evet, biliyordum,” dedi yavaşça. “Ama bunu sana söylemek bana düşmezdi, İlya. Bu, Hale’nin anlatması gereken bir şeydi.”
İlya kaşlarını çattı, gözlerinde bir sorgulama vardı. “Neden söylemedi peki? Ne oldu?”
Defne, derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı. “Hale, nikâhta terk edildi, İlya. Ezgi, nikâh gününde onu bıraktı. Hale, bu yüzden kendini toparlayamadı. Ezgi’nin bu yaptığı onu çok yaraladı.”
İlya, daha da şaşırarak, “Ezgi mi? Ama Ezgi, Aytaç ile evlenmek üzereydi. Bu nasıl oldu? Ezgi, benim eski erkek arkadaşım Aytaç ile evlenmek üzereydi,” dedi, sesinde şaşkınlık ve öfke karışmıştı.
Defne, “Evet, öyleydi. Ama nikâh gününde Ezgi, Hale’yi terk etti,” dedi.
İlya, öfkeyle, “Peki, Hale benden ayrıldığında Eren ile birlikteydi, değil mi? Şimdi Sarper ile mi birlikte? Bunu da mı biliyordun?” diye sordu, sesi daha da yükselmişti.
Defne derin bir nefes aldı. “Evet, İlya. Hale, seninle ayrıldıktan sonra Eren ile birlikte oldu. Daha sonra Hale ve Ezgi arasında bir şeyler oldu ama Ezgi, nikâh masasında Hale’yi terk etti. Şimdi de Ezgi, Eren’in yakın arkadaşı Sarper ile birlikte,” dedi.
İlya, şok ve öfkeyle, “Bütün bu ilişkilerden haberim yoktu. Amerika’dayken bunlar mı oldu? Hale’nin hayatı bu kadar karışıkken neden bana yalan söyledi?” diye sordu.
Defne, İlya’nın gözlerinin içine bakarak, “İlya, herkesin kendi yaralarını sarması zaman alır. Sen de elinden geleni yaptın. Ama Hale’nin iyileşmesi için kendi çabası da gerekli,” dedi.
İlya derin bir nefes aldı ve başını salladı. “Ama bu kadar karışık ilişkilerin içinde Hale’ye yardım etmek istemiyorum. Onu artık hayatımda istemiyorum. Belki sadece takım arkadaşı olarak kalabiliriz,” dedi kararlı bir şekilde.
Defne, İlya’ya bakarak, “İlya, aslında seni en çok endişelendiren şey Hale değil, Ezgi değil mi? Ezgi’nin Aytaç ile evlenmek üzereyken ondan ayrıldığını söylemiştim. Şimdi Eren’in yakın arkadaşı Sarper ile birlikte,” dedi.
İlya, daha da şaşırarak, “Ezgi mi? Ezgi neden böyle yapıyor? Onun hayatında neler oluyor?” diye sordu, sesi endişeyle titriyordu.
Defne, İlya’nın gözlerinin içine bakarak, “Ezgi de zor zamanlar geçirdi, İlya. Ama onun hayatında olup bitenler hakkında fazla bilgiye sahip değilim. Sen Amerika’dayken bütün bu ilişkiler oldu. Ezgi’nin neden böyle davrandığını bilmiyorum ama belki de onunla konuşmalısın,” dedi.
İlya derin bir nefes aldı ve başını salladı. “Evet, belki de öyle yapmalıyım. Ama Hale’ye yardım etmeyeceğim. Onu artık hayatımda istemiyorum,” dedi kararlı bir şekilde.
Defne, İlya’ya sarılarak, “Her şey düzelecek, İlya. Sen güçlü birisin ve her şeyin üstesinden geleceksin,” dedi.
Kahvaltı masasındaki bu zor anlar, her üçü için de bir dönüm noktası olmuştu. İlya, Hale ile olan ilişkisinin gerçekten bittiğini ve yeni bir başlangıç yapma zamanı geldiğini anlıyordu. Defne ise, İlya’nın yanında olmanın önemini bir kez daha fark etmişti. Bu konuşma, geçmişin ağırlığını hafifletmiş ve geleceğe doğru adım atmalarını sağlamıştı.

