Genç KurguGöklerde ve Kalplerde

BÖLÜM 8 : Rüzgarınla Sevişirim

Eczacıbaşı ile olan toplantıya gitmek için şirketten çıktılar. Aryahan ve Yaman Aryahan’ın arabasına, Cemre ve Eylül ‘de Eylül’ün arabasına bindiler.

Aryahan’ın arabası, lüks ve şık bir BMW ‘nin sedan modeliydi. Gövdesi parlak siyah renkteydi ve zarif hatlara sahipti. İç mekanı ise deri döşemeliydi ve modern bir tasarıma sahipti. Geniş ve konforlu koltukları, yolculuk boyunca rahat bir deneyim sunuyordu. Araçta en son teknolojiye sahip bir bilgi ve eğlence sistemi bulunuyordu, yolcuların müzik dinlemesi veya navigasyonu kullanması kolaylaşıyordu. Aryahan bu arabayı sadece klasik iş görüşmeleri için kullanıyordu. Önemli iş görüşmeleri için başka bir BMW modeli vardı ve özel hayatı için daha başka…

Eylül’ün arabası ise daha sportif ve dinamik bir SUV modeliydi. Parlak beyaz rengiyle dikkat çekiyordu ve aerodinamik bir tasarıma sahipti. İç mekanda ise yine deri döşemeli ve konforlu koltuklar bulunuyordu. Aracın içi genişti ve bagaj alanı oldukça genişti, bu da yolcuların rahatça seyahat etmesini sağlıyordu. Araçta aynı zamanda güvenlik ve sürüş destek sistemleri bulunuyordu, böylece yolculuk daha güvenli hale geliyordu.

Yaman, Aryahan’ın arabasına binerken içerideki atmosferi hissetti. Aryahan’ın sürüş tarzıyla uyumlu bir şekilde, araba sadece lüks değil, aynı zamanda güvenli ve konforlu bir his veriyordu. Yol boyunca Aryahan’ın arabasında seyahat etmek, Yaman’a güvende ve rahat hissettiriyordu.

Yolculuk sırasında Yaman, Aryahan’a geçen maçta çiçekleri Ezgi’ye verdiği olayı hatırlattı. 6 hafta önce, Alper’in restoranında beraber yedikleri yemekten bahsetmek için önce maç gününden bahsetmeliydi. Her ne kadar bu canını sıksa da. Yaman, Ezgi’nin neden ona kötü davrandığını anlamaya çalışıyordu ve bu konuda Aryahan’ın fikrini almak istiyordu. Aryahan’ın araba içindeki sakin ve güven veren tavırları, Yaman’ın ona güvenle bu konuyu açmasını sağlıyordu. Ezgi’nin onu maçtan resmen kovmasını ikisi de anlamaya çalışıyordu. Ama Yaman önce şu restoran olayını biladerine anlatmalıydı.

Aryahan, Yaman’ın sözlerini duyunca şaşkınlıkla gözlerini genişletti. Yavaşça başını sallayarak, “Bir şey yaşadınız dicem, ama yaşanmadı.” dedi. Ardından derin bir nefes aldı ve Yaman’a dönerek ciddiyetle konuşmaya başladı.

“Yaman, bu gerçekten beklenmedik bir durum. Neden bana daha önce bahsetmedin?” Aryahan’ın sesinde hafif bir hayal kırıklığı vardı, ancak daha çok endişe ve merak hakimdi.

Yaman, Aryahan’ın tepkisini anlamıştı. Derin bir nefes alıp ona doğru dönerek konuşmaya başladı. “Evet, yaşandı. Birkaç hafta önce, Alper’in restoran açılmadan önce, oraya gitmiştik. Eskiden çok sık uğradığı bir yermiş orası hanfendinin. Alper orayı almadan önce yani. Ben gelcem diye Alper de tabi hayranıyım sanıyor biliyorsun. Gitmesi için çok ısrar etmemiş kıza. Her neyse, biraz sabahladık orada. Alper ikimize de açılış menüsünü getirdi, tabi rakı da içtik, menü için gelmiştim zaten. Ama işler beklediğimiz gibi gitmedi.”

Aryahan şaşkınlıkla Yaman’a bakarken biraz da sitemle konuştu. “Yaman, neden bana daha önce anlatmadın bunu? Bu konuda beni niye dışladın? Lan rakı içmişsiniz kızla. Sen Yaman Yılmaz, Ezgi Keskin ile baş başa rakı masası kurmuşsun! Ve ben yokum! Dahası yeni haberim oluyor.”

Yaman, Aryahan’ın ses tonundaki endişeyi ve sitemi hissediyordu. Bir an için başını öne eğdi ve sonra tekrar Aryahan’a doğru dönerek konuşmaya devam etti. “Gerçekten üzgünüm, Aryahan. Sanırım bu konuyu içime sindirememiştim. Ya da ne bileyim Ezgi Keskin işte belliydi halinden herkesten saklandığı bir andı ve sana anlatmakta tereddüt ettim. Ama şimdi seninle paylaşmak istedim, çünkü bu maçta böyle davranmasını anlamıyorum. O gece kırk yıllık arkadaş gibiydik. Yani sapık ya da manyak olmadığımı anlamıştır.”

Aryahan, Yaman’ın samimi açıklamasını dinledikten sonra biraz daha sakinleşti. Yavaşça başını sallayarak, “Anladım, Yaman. Önemli olan şu an bunu konuşmamız ve anlamamız. Birlikte çözebiliriz.” dedi.

Yaman, Aryahan’ın anlayışlı yaklaşımı karşısında biraz rahatladı. “Evet, doğru söylüyorsun. Bu konuyu daha fazla açıklığa kavuşturmak için seninle konuşmak istedim. Bir şey daha var.” dedi ve Aryahan’ın bakışlarına içten bir şekilde baktı.

Arabada sessizlik bir an için hakim oldu, ancak Aryahan,

“Yav söylesene biladerim ne var?” dedi heycanla.

Yaman derin bir nefes alıp verdi. O yemekten ve sabahlamadan sonra üç ya da dört saat uyuyabilmişti. Gözlerini sonunda camdan utanmazca giren güneş ışıklarıyla açtığında, gece yaşadığı olayların izleri hala zihnindeydi. Ezgi Keskin ile geçirdiği vakit, beklenmedik bir dostluk ve karmaşık duyguların iç içe geçtiği bir deneyim olmuştu. Şimdi tüm o anı bütün canlılığı ile tekrar yaşıyordu. “Ertesi sabah, daha doğrusu işte sizin yanınıza döndüm sızmıştınız zaten. Bende biraz uyudum, şirkete benden önce gitmiştin sen. Ben de telefonunu elime alır almaz, ekranında sanki o anı bekler gibi beliren yeni mesajla kalakaldım.” dedi ve biraz duraksadı.

“Biladeriiiim! Ezgiden mesaj mı aldın? Ay Allahım biliyordum ben. Sonra siz gizli gizli, sevgili oldunuz. Sen kesin yine bi yabanlık yaptın. İşte ondan kovdu seni.” diye heycanla konuştu Aryahan.

“Hey , hey bir nefes al ya! Öyle bişey olmadı! Mesaj, Ela’dan geliyordu. Mesajı açtım ve okudum.”

Ela’nın mesajı, Yaman’ın yüzünde hafif bir tebessüm oluşturmuştu. Kısa ve öz bir şekilde yazılmıştı, ancak Ela’nın samimiyeti ve merakı mesajın satırlarından belli oluyordu.

“Eee biladerim? O zaman ne?” dedi Aryahan.

Yaman Telefonunu alıp mesajı açtı ve okudu.

“Merhaba Yaman, umarım iyi uyudun ve geceyi keyifli geçirmişsindir. Seninle tanıştığımız için gerçekten mutluyum. Ezgi’nin yeni arkadaşlar edinmesi ve keyifli zaman geçirmesi beni çok sevindiriyor. Umarım sen de eğlenmişsindir. Eğer herhangi bir ihtiyacın veya sorunun varsa çekinmeden bana yazabilirsin.”

“Bu ne şimdi be?” dedi Aryahan.

“Bende şöyle yazdım.” dedi Yaman ve yazdığı mesajı okudu.

“Ela, sabah erken saatlerde uyandım ve gece olanlar orada kaldı. Yeni insanlarla tanışmak benim içinde güzel oldu, özellikle de senin gibi harika birinin kız kardeşiyle tanıştığım için. Ezgi ile tanışmak da benim için unutulmaz bir deneyimdi. Belki bir gün ikinci kez tanışırız ve bu sefer daha uzun bir sohbet edebiliriz. “

“Posta güvercini ile mi haberleşiyorsunuz bu ne saçmalık? Hem niye kardeşi yazıyor sana. Kadını alkollü şekilde sokaktada bırakabilirdin, İnsanlık yapıp başında durmuşsun. Bu mu yani?”

“Ya , bilmiyorum. Bence olaydan kimseye bahsedip bahsetmediğimi merak ettiler.” dedi Yaman.

“Tabi ya, biladerim. Ondan maçta öyle davrandı sana. Ama Ela seni tanırdı bence?” dedi heycanla Aryahan.

“Tanımadı işte. Ama bugün tanıyacak.” dedi Yaman.

Yaman’ın birbirlerine olan güveni ve anlayışıyla dolu bir atmosfer vardı. İkisi de artık bu konuyu daha derinlemesine konuşmaya hazırdılar.

Toplantı odasının kapısını aralayan Yaman, içeri adım attığında kalabalık bir grupla karşılaştı. Eczacıbaşı Spor Kulübü’nün oyuncularıyla teknik ekibi, K26 Medya şirketinin yöneticileri ve Yazılım şirketinin sorumluları toplantı masasının etrafında yer almışlardı. İlya, Aryahan, Eylül, Cemre, ve diğer voleybolcuların yanı sıra, Ezgi ve Ela da oradaydı. Yaman’ın adımını duyan birkaç kişi hemen dikkatlerini ona çevirdi.

Toplantının amacı, arttırılmış gerçeklik yazılımıyla ilgili yapılan anlaşmanın detaylarını görüşmekti. Bu yazılım, oyunculara daha iyi voleybol antrenmanları sunacak ve performanslarını geliştirecekti. Ancak şartlardan biri, oyuncuların K26 Medya şirketi bünyesinde menajerlik hizmeti almasıydı. Bu durum, bazı oyuncular arasında çeşitli duygusal ve kişisel karmaşalara neden oluyordu.

İlya, yazılım ve medya şirketinin sahibi olarak tanıtılan ekipten Aryahan’ı hemen tanımıştı. Nasıl unutabilirdi ki? Üst üste düşmüşlerdi. Aryahan’ın samimi ve yakın tavırları, onun kalbini hızla kazanmıştı. Ancak İlya,genel olarak temiz kalpli ve samimiyeti kolay kuran bir kişiliğe sahipti. Aryahan’ı sanki yıllardır tanıyor gibiydi. kokusu bile tanıdık geliyordu kadının. Ama Aryahan’ı nereden tanıyabileceğini bilemiyordu ve bu belirsizlik onu içten içe rahatsız ediyordu.

Ezgi, henüz sadece Yaman’ı takıntılı twitter tiplerinden biri olarak görüyordu. Bi de geçen maç hanzolar gibi sahaya çiçek vermeye atlamıştı. Ancak, sanki Yaman’ın bakışlarını bir yerden hatırlıyor gibiydi ve bu durumdan dolayı kendisine öfkeliydi. Yaman’ı soğuk , ukala bir zengin olarak görüyordu ve içsel çatışmaları, onu huzursuz ve endişeli bir hale getiriyordu.Şu an ki sevgilisi ile de fırtınalı bir ilişkileri vardı. Tüm bunların üst üste gelişi, aslında sevecen, eğlenceli ve sıcak karakterini karlar kraliçesine çevirmişti. Öfkesini, bu belirsizlik ve kafa karışıklığı nedeniyle Yaman’a yönlendiriyordu.

Ela, Ezgi’nin kız kardeşi olarak onun duygusal iniş çıkışlarını yakından takip ediyordu. İlya ile kanka olan Ela, İlya’nın iç dünyasını iyi biliyor ve onun Aryahan’a duyduğu hislerin arkadaşlığın ötesine geçeceğini çok net okuyabiliyordu. Ela, bu karmaşık ilişkiler ağında kendi yerini bulmaya çalışıyordu. İlya’nın duygusal desteğine ihtiyacı olan bir arkadaş olarak, ona her zaman destek olmaya hazırdı. Öte yandan Yaman’ın kim olduğunu hatırlamıştı. Sadece maçtaki çiçek veren kişi değildi. Bu kadın , ablasını o sabah getiren ve anlatılana göre ablasına resmen bakıcılık yapan kadındı. O sabah ablasını sağ salim alıp, eve götürdükten sonra İclal ile birlikte, ablasının neredeyse kaza yaparcasına park ettiği arabasını almaya gitmiş olanları birde ordakilerden dinlemişlerdi. Ayrıca İclal görüntüleri istemiş, vermezlerse yasal yolları deneyeceklerini söylemişti. Restoran sahibi ise Yaman’ı arayıp, görüntüleri öyle vermişti. Kısaca Yaman Hanım, hiç işi gücü yokmuş gibi, kapalı restoranında ablasının gönlünü etmiş ve birde onu sağ salim teslim etmişti.

Gizem de İlya’nın yakın arkadaşıydı ve onun duygusal dünyasını iyi anlıyordu. İlya’nın Aryahan’a olan hislerini fark etmiş ve onun bu konudaki çatışmalarını paylaşmıştı. Birlikte, İlya’nın duygusal zorluklarıyla başa çıkmaya çalışıyorlardı. Çünkü çok sevdiği kardeşinin bir kez daha aşktan dolayı hırpalanmasını istemiyordu.

Toplantı masasında otururken, Yaman ve Aryahan, geçmişte oyuncularla olan ilişkilerinden dolayı biraz utangaç hissediyorlardı. Son maçta oyunculara çiçek veren bu iki genç kadının, şimdi karşılarında oturan profesyonel voleybolcular ve yöneticilerle bir araya gelmesi, onları biraz heyecanlandırıyordu. Ancak bu duygularını gizlemeye çalışıyorlar ve toplantının amacına odaklanmaya çalışıyorlardı.

Toplantı boyunca, Yazılım şirketinin sunumunu dinlerken, herkesin iç dünyasında farklı duygular ve düşünceler dönüyordu. İşbirliği ve başarı arayışıyla dolu olan bu atmosferde, herkesin kendi iç yolculuğunu tamamlamak için önünde uzun bir yol olduğu açıktı.

Toplantı salonunda sessizlik hakimdi. Masanın etrafında oturan Eczacıbaşı Yönetim Kurulu üyeleri, voleybolcular, teknik ekip ve K26 Medya şirketinin sorumluları bir aradaydı. Odanın bir köşesinde büyük bir ekran vardı ve üzerinde artırılmış gerçeklik yazılımının demosu oynuyordu.

İlk sunumdan sonra daha samimi bir ortam oluşmuştu. Aslında bunun temel sebebi, Eylül’ün ve Aryahan’ın auralarıydı. Bir anda ortamı ısıtmışlardı.

Yaman ve Aryahan, önlerindeki sunum dosyalarını gözden geçiriyorlardı. İlya, Aryahan’ın yanında oturuyor, dikkatlice sunumu izliyor ve Aryahan’ın yanında olduğu için içinde bir huzursuzluk hissediyordu. daha doğrusu içinde hissettiği duygu karmaşıklığını huzursuzluk olarak adlandırmıştı. Eylül ve Cemre, masanın diğer ucunda, toplantının akışını kontrol ediyor ve notlar alıyorlardı. Medya şirketinin sorumluları Utku ise sunumun teknik detaylarına odaklanmıştı.

Ezgi, Ela ve Gizem ise bir arada oturmuşlardı. Ezgi, hala Yaman’ı sadece maçtan değil başka yerden hatırlamakta olduğunu düşünüyor ve nereden olduğunu bulmakta zorlanıyordu ve bu durum onu öfkelendiriyordu. Ela, kardeşinin yanında sessizce destek veriyordu. Gizem ise İlya’nın yanında, onun dikkatini sunuma vermesi için çabalıyordu.

Eczacıbaşı yöneticileri, sunumun getirdiği fırsatları değerlendirirken, voleybolcuların ve teknik ekibin endişeleri artıyordu. Özellikle K26 Medya şirketinin menejerlik hizmeti şartı, oyuncular arasında tartışma yaratıyordu.

İlya, Aryahan’ın yanında otururken, ona karşı bir samimiyet ve yakınlık duyduğunun farkına varıyordu. İçindeki karmaşık duygularıyla başa çıkmaya çalışıyor, ancak Aryahan’a karşı neden böyle bir karmaşık heycan hissettiğini anlayamıyordu. Bir yandan da kendi kimliğiyle mücadele ediyordu. Şimdiye kadar çoğu yeni tanıştığı bu tür camiadan kimseyle bu kadar yakın olmak istememişti. Mecburen oluyordu. Ama bu kez çok başka bir şey vardı.

Ezgi ise hala öfkesini yönlendirecek bir hedef arıyordu. İçinde bulunduğu karmaşık duygularla başa çıkmakta zorlanıyordu. Sevgilisi Sarper hala toplantının neden bitmediğini iğneleyerek ve iğrenç imalarla sorgulayarak mesaj atıyordu. Ezgi aslında böyle bir kadın değildi. Kimseye hesap vermezdi. Sarper ile olan ilişkisine ve bu tutuk haline çok öfkeliydi. Kendisine olan öfkesini Yaman’a yöneltiyordu. Ancak derinlerde, ona karşı beliren bir çekim hissi de vardı.

Toplantı ilerledikçe, Yaman ve Aryahan’ın sunumu dikkatle izlendi. Sunumun sonunda, Eczacıbaşı yöneticileri ve K26 Medya şirketinin temsilcileri arasında bir anlaşma sağlandı. Ancak oyuncular arasındaki endişeler devam ediyordu.

Son maçta çiçek veren Yaman ve Aryahan’ın hatıraları salonda dolaşıyordu. O anın verdiği utangaçlık, herkesin iç dünyasında bir yerde saklıydı. Ancak geleceğe dair umutlar da vardı. Yaman ve Aryahan’ın başlattığı bu işbirliği, belki de birçok şeyin değişmesine vesile olacaktı. Omaçı 3-2 kaybetmişlerdi. Üstelik ürettikleri yazılım için diğer klüpler şartları hemen kabul etmiş ve daha büyük teklifler vermişlerdi. Yine de sarsılan ama yıkılmayan Eczacıbaşı SK ‘yı istiyorlardı. Plana sadık kalmaları gerekti. Her şey para demek değildi.

Bir yanıt yazın